Manastır - Kiliseler MOR GABRİEL MANASTIRI (DEYRULUMUR)
Midyat’ın
23 km. uzaklığındadır. Midyat-İdil doğrultusunda,
Yayvantepe köyüne varmadan önce, soldan ayrılan 2,5 km.
bir yol ile bu manastıra ulaşım sağlanmaktadır. Yöredeki
en eski ve en antik
manastır olması nedeniyle yıllardan süzülmüş otantik,
tarihsel özelliğini gözler önüne sermektedir. Bu nedenle
bu manastırı ziyaret eden kişi, 1600 yılın derinliğinden
yansıyan engin bir tarihle karşı karşıya kalır ki,
Doğu’nun bu sesiz incisinde soyut anlamdaki insanlık
erdemlerini çok daha doğru bir şekilde kavramış olur,
aynı zamanda gördüğü görkemin karşısında da şaşkılığını
gizleyemez olur. Çünkü bu başyapıt, üstün yapılı
manastırın temelleri ilk olarak MS. 397 yılında Roma
İmparatorları Arkadius ve Anurius döneminde, Mor Samuel
ve Mor Şemun adında iki Süryani rahip tarafından
atılmıştır. Söz konusu manastır, Midyat platosundaki
manastır yaşamını gerçek başlatıcısı olduğu için, daha
ilk dönemlerinde yüzlerce rahibi barındıracak bir
niteliğe
bürünmüştür. Bu manastırın temelleri her ne kadar 397
yılında atılmışsa da tarihin akışı içinde ve özellikle
İmparator Küçük Todosius ve Anastas döneminde bu
manastırda ilginç fresk ve figürlerle bezenmişti. Mihrab
bölümünün tabanında beyaz, siyah, kırmızı ve mavi
renklerinden oluşan mozaik ve tavandaki büyüleyici
yaldızlı mozaikde o tarihten kalmadır. Büyük kilisenin
bitiminden sonra, o tarihlerde manastır rahiplerince
manastırın dışında yapılmış derin ve büyük sarnıç hala
kullanılmaktadır.
Ayrıca manastırın içinde bulunupta 6. yüzyıldan kalma
Azizler evi, Meryem Ana Kilisesi ve Teodora Kubbesi
yapıları mevcuttur. Bu yapıların en gözdesi Teodora
Kubbesidir. Bu kubbe, İmparator Arkadius’un kızı
Teodora’nın maddi yardımıyla ovalımsı bir şekilde pişmiş
tuğlalardan yapılmış sekiz kavisli ilginç bir
kubbedir.
Eskiden yemekhane olarak kullanılmaktaydı. Bunun hemen
batısında ise kuzeyden güneye
doğru
boydan boya uzanan eski mutfak bölümü bulunmaktadır.
Bunlara koşut olarak bu manastır, tarihsel süreç içinde
bir çok çapul ve yağmalara sahne olmuş, ağır darbelerle
tahrip edilmiştir. Bu nedenle o dönemin başkenti -Roma-
İstanbul’un maddi desteğiyle vücuda gelen o güzelim
süsler yok olmuştur. Özellikle Perslerin ve Aksak
Timur’un 1394 yılındaki darbeleri çok etkili olmuştur.
Böylelikle bu şaheser manastır, kilise içindeki mihrab
bölümünün taban-tavan mozaiği dışında özgünlüğünden ve
bezeli özelliğinden yoksun olarak günümüze kadar
gelebilmiştir.
Anıtlı(HAH) Köyünde Bulunan Meryemana
Kilisesi:
Anıtlı
Köyünün güneyinde yer alan bu kilise günümüzde eşine az
rastlanan kiliselerden biridir. Bu Kilse Süryani dilinde
"yoldath aloha" ismini taşımasına rağmen çoğu kez Arapça
"El Hadra"(bakire) olarak anılır. Kilise kare planı ve
merkezi kubbesiyle ancak Mardin yakınlarındaki
Deyrulzafaran Manastırının büyük kilisesiyle
karşılaştırılabilir. Her iki kilisede büyük olasılıkla
6.y.y. dan kalmadır.Kubbenin dıştan üst yapısı ve çan
kulesi 20.y.y. eklemeleridir.Oturma yerleri bulunan bir
opsisle ,karşılıklı okuyan iki koroyu barındıracak
genişlikte,ama cemaate kapalı bir nef,yöre kiliselerinde
hiç rastlanmayan diğer özelliklerdir. Öyle görülüyor ki
kilise bir zamanlar metropolitlik merkezliğini üstlenen
HAH’ta metropolitin manastır erkanına ayrılmıştır.
Midyat’taki diğer manastır kiliseleri gibi buda çapraz
neflidir. Naos’a hakim dört süslü kemer,kubbenin
üzerinde yükseldiği sekizgen kasnağı taşır: Bir kemer
sola eklenmiş narteksten kiliseye açılan girişi
çevreler; kuzey ve güneyde bulunan diğer ikisi,çift
rahip korosu için planlanmıştır;dördüncüsü ise sunak
alanını çevirir.Sunak alanını her iki tarafında yan
hücreler bulunur. Kemerlerin
üzerinde
yükseldiği başlıklar,olağan biçimde akantus yaprakları
ve girlandlarla bezelidir. Başlıkları ve zarif
süslemeleriyle kilise mimari açıdan Turabdin’in
incisidir. Hah Meryemana Kilisesi’nin kuruluşu ile
ilgili diğer bir söylenceye göre ise;kilisenin kuruluşu
Hz. İsa’nın doğumuna (1.y.y.) dayanmaktadır.Yahudiye
ülkesinde,bir kralın doğumunu muştuladığına inandıkları
parlak yıldızın izini süren on iki kral,doğudan yola
çıkarlar. Hah Kralı Hanna’ya vardıklarında içlerinden
üçünü Kudüs’e yollarlar. Üç Kral yeni doğan çocuğu bulup
ona hediyeler sunarlar. Kendilerine anı olarak verilen
Çocuğun bezini Hah’a getirdiklerinde içleri onu
parçalamaya el vermez. Yakıp külünü aralarında paylaşmak
istediklerinde,aleve atılan bez on iki altın madalyaya
dönüşür. Bu mucizeye tanık olduklarında Tanrı Anası
adına sonsuza kadar ayakta kalacak bir anıt kurmaya
karar veriler.
Hah Harabeleri:
Anıtlı
(Hah) Köyü ile Karagöl (Derkube) arasında yer alan
harabelerle ilgili elde yazılı bir kaynak olmamakla
birlikte büyük bir medeniyetin izlerini taşımaktadır.
Özellikle harabenin orta yerinde,özenle yontulmuş
taşlarıyla göze çarpan Sarhavdana ,büyük olasılıkla bir
meryemana kilisesidir. Kilisenin orta nefinden sunak
kısmına geçişi taçlandıran,çift sıra akantus desenli
başlıkların taşıdığı taş keme,hala yerli yerindedir. At
nalı biçimindeki kemer,gök kuşağının değişik renklerini
anımsatan zarif desenli silmeleriyle 8.y.y.taşçı
ustalarının maharetlerini sergiler gibidir.
Mor Serkis ve Bakos Manastırı:
Anıtlı’nın
(HAH) kuzeyinde Çok sevilip sayılan asker azizler Mor
Serkis ve Bakos’un anısına inşa edilmiştir.En eski
yapıöğeleri 789 yıllarına kadar uzanmaktadır.
Kilise,değerli süslemeleriyle göze çarpmaktadır.
Mor Eliyo Kilisesi:
Anıtlı Köyünün 2km.kuzey doğusunda yer alan
Alagöz Köyünde bulunur. İki nefiyle kilise,büyük bir
olasılıkla güney cephesindeki genişletilmiş narteksiyle
bir bazalikanın yada(daha az bir olasılıkla )çapraz
nefli bir manastır kilisesinin değişikliğe uğramış
halini yansıtmaktadır. Yapılış tarihi ile ilgili elde
mevcut bir bilgi,belge yoktur.
Mor Afrem Kilisesi:
Midyat’ın
Bardakçı (Bote) Köyünde bulunan Mor Afrem Kilisesi köyün
odak noktasında bir kaleyi andırmaktadır.Köy tarihi
süreç içinde pek çok saldırıya maruz olmuştur. Bu
saldırılarda köy halkı çoğu jkez ya kiliseye sığınmış
yada kendilerini buradan savunmuştur.Kilise alışıla
gelmişin dışında ve büyük olasılıkla çeşitli
tadilatlardan kaynaklanan bir planı yansıtır: Ortada
naos,naosun kuzeyine ve güneyine yerleştirilmiş birer
mihraplı iki yan nef ve önde narteks.
Mor Kuryakos Kilisesi:
Midyat’ın
Yemişli (Anhel) Köyünde yer alan kilise temel planı
bakımından Turabdin’deki çoğu köy kilisesiyle
benzeşmesinin yanında bünyesinde bazı değerli eserler
barındırır. Kilisenin narteksi önüne,doğuda küçük bir
beth slutho’yla son bulan,revaklı bir geçit eklidir.
Sıcak yaz günleri rahatça dua edebilmek için düşünülmüş
bu yapının ön cephesi başlıklı payeler üzerine
bindirilmiş at nalı biçimi bir kemer vurgular. Orta
Çağ’dan kalma bir azizname Kiliseyi 734 yılında vefat
eden zeytin ağaçlarının banisi (zeytinci) Mor Şemun’a
atfetmektedir.Mor Kuryakos Kilisesi’nde büyük olasılıkla
18.y.y.’dan kalma boyalı ahşap oyma sunakların nadide
örneklerinden biri yer almaktadır. Ahşap sunakların daha
sonra yaygınlaşan taş sunaklara örnek oluşturduğu
sanılır. Yemişli(Anhel) de Mor Kuryakos ve Mor Eşayo
Kiliseleri yanısıra Meryemana,Aziz Petrus ve Pavlus,
Eliyo,Şmuni,Gevergis ve Zeytinci Şemun’a adanmış altı
şapel daha bulunur.
Mor Estafanos Kilisesi:
Midyat’ın
Güngören (Keferbe ) Köyünde yer almaktadır. Kilisenin
güneyinde,doğusu mihrap tarafından kapatılan,yazlık
kilise niteliğindeki iç avlu uzanır. Ana kilisenin
kuzeyine yüksek tonozlarla ona bağlanan ve vaftizhane
olarak kullanılan Vaftizci Mor Yuhanon Kilisesi
yerleşmiştir. Kilisenin naosa açılan kapının solundaki
yazıtta 778/79 tarihleri okunmaktadır. Mor Stefanos
Kilisesinin içi klasik anlamda zariftir. Doğu batı
yönünde yerleştirilmiş uzun orta nefiyle Turabdin
bölgesindeki en güzel köy kiliselerinden biridir.
Oldukça dar yan nefin yan duvarları, yüksek kemerlerle
bölünmüştür. Mihrap içinde,kilisenin mekan bütünlüğüne
yaraşan uslupta basit bir sunak yer alır.