Telkari’ nin sözcük anlamı tel ile
yapılan sanattır. Ancak bu tanım, tel ile yapılan her
sanatsal çalışmanın telkari olduğu anlamına gelmez.
Örneğin, ’Trabzon işi’ hasır örgü bileziğe tel ile
yapılmasına rağmen telkari denilmez. Yine, ağaç üzerine
yollar açıp içine döverek tel gömme işinin de telkari
olduğu sanılmaktadır; oysa bunun adı ’tenzil’ sanatıdır.
Telkari’ye
aynı zamanda ’vav işi’ de denilmektedir. Bu isim,
Osmanlıca vav harfinin, uygulamada motif olarak sıkça
kullanılmasından dolayı verilmiştir. Ayrıca bu sanata
çift işi diyenler de vardır. Bu ismin kaynağı ise, işin
yapımı sırasında parçaların teker teker biraraya
getirilmesinde kullanılan, cımbıza benzer ancak ucu daha
ince olan ve ’çiff’ olarak isimlendirilen alettir. Bu
iki isim de genellikle sanatkarlar, arasında kullanılır.
Bir çok geleneksel sanatımızda olduğu gibi, telkaride
de sanatkar işinde kullanacağı her türlü malzemeyi
kendisi yapmak zorundadır. Yani, usta telkaride
kullanacağı telleri kendi atölyesinde ham maddeden elde
etmektedir.Öyle ise biz de, bu sanat dalımızı anlatmaya,
kullanılacak telin yapımıyla başlayabiliriz.
Ocakta pota içerisinde eritilen maden (bu işte en çok
kullanılan maden gümüştür, bazen altın ve başka madenler
de kullanılır) çubuk haline getirilmek için kalıba
dökülür. Yapılacak işin şekline göre çubuk döküm,
üzerinde genişten dara doğru delikleri olan çelikten
yapılmış haddeden geçirilir.
Haddeden geçirme işlemi zor ve zaman alıcıdır. Hadde
sağlam bir yere tesbit edilmelidir. Haddenin geniş
tarafından sokulan tel öbür ucundan çekilirken uzar ve
aynı zamanda incelir. Maden, bu tekrarlar sırasında
sertleşir; sertleştikçe tavlanır, yani kor haline
gelinceye kadar ateşte bekletilir; soma da haddeden
kolay geçsin diye balmumuna daldırılır. Haddeden çekmek
için özel penseler kullanılır.
Haddeden çeken usta beline manda derisinden yapılmış,
üzerinde madeni halkalar olan kalın bir kuşak bağlar.
Kol
gücünün
yetmediği ve telin uzadığı zamanlar telin ucunu
belindeki derinin madeni halkalarına takar ve beden
gücünü de kullanarak işi sona erdirir. Bu yorucu
çalışma, kalınlığı aşağı yukarı 0.5 cm olan gümüş çubuk
1 mm’ lik ince bir tel haline gelinceye kadar sürer. Her
telkari işi iki ana kısımdan meydana gelmiştir.
Birincisi işin ana iskeleti olan ’muntaç’ (kılavuz);
ikincisi de muntaç içine yerleştirilmiş vav, kake, dudey,
gül, tırtıl, güverse vb. isimlerle anılan her biri
farklı biçimlerde yapılmış motiflerdir.
Çalışmaya önce muntaç yapımıyla, yani ana iskelet
kurularak başlanır. Muntaçın tel kalınlığı motiflerin
tel kalınlığının iki katıdır. Muntaçdan soma ara
boşluklar teker teker büyük bir titizlik ve sabır ile
doldurulur. Bütün bu çalışmalar, ceviz ağacından
kesilmiş düz yüzeyli bir levha üzerinde yapılır. Bu
ceviz levha, üst yüzü yakılarak yağı alındıktan soma,
ağır demir levhalar altında iki-üç gün bekletilerek
kullanılacak hale getirilir. Son zamanlarda, ceviz levha
yerine iletken özellikleri zayıf, yanmaz amyant levhalar
da kullanılmaktadır.
Bazı kaynaklar, ana iskeletin kurulmasında tellerin
’lehim’le birleştirildiğinden özetmektedirler. Bu
bütünüyle yanlıştır. Çünkü bir gümüş işine lehim değdi
mi, o iş hurdaya atılır. Lehim gümüşü çürütür.
Gümüş tellerin birleştirilmesinde kullanılması gereken
yöntem ’kaynak’ tır. Mili metrik tellerin kaynak
yapılması çok güçtür. Çünkü ısı biraz fazla kaçırılırsa
telin kendisi erir. Dolayısıyla bu çalışma büyük
titizlik ve sabır ister. Bunun için önce, ayarı belli
bir ölçüde düşürülen gümüş, eğelenerek küçük tanecikler
halinde bir güderi parçası içine toplanır. Eğelenmiş
gümüş bir kaba konur ve içerisine toz boraks katılır.
Suya daldırıldıktan soma amyant üzerine yerleştirilen
ana iskeletin her bir parçası bu gümüş-boraks karışımı
ile kaynak yapılarak birleştirilir.
İskeletin yapımından sonra motif yerleştirme işi, aynı
şekilde kaynak yöntemiyle devam eder. Ancak motif yapımı
uzun zaman alır. Bu yapım sırasında da büyük bir
titizlik ve sabır gereklidir.
Telkariden yapılan işler sayılamayacak kadar
çeşitlidirler. Mesela sigara ağızlıklarından, tütün
kutusundan, fincan zarflarından tutun da çeşitli
tepsiler, kemerler, tepelikler, aynalar hep telkari
tekniği ile yapılmışlardır. Bu sanatın kaynağının
Mezopotamya ve eski Mısır olduğu sanılmaktadır.
Buralardan Uzak Doğuya, başka bir koldan ise Anadolu’ya
ve Anadolu üzerinden de Avrupa’ya yayıldığı
bilinmektedir.
Yurdumuzda ise en önemli telkari merkezi Mardin’in
Midyat ilçesi olmuştur. Midyat işleri son derece zarif
ve kıymetlidirler.